Obsesif Kompulsif Bozukluk

Halk arasında “Takıntı hastalığı”,”Titizlik hastalığı ya da “Vesvese”gibi isimlerle tamımlanan Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), psikiyatri literatüründe çok uzun yıllardır bilinmesine rağmen, yakın zamana kadar çok nadir görüldüğüne inanılmaktaydı. Ancak 1980’lerde yapılan toplum araştırmaları, bu kabulün aksine bozukluğun son derece sık olduğunu ortaya koymuştur.

OKB, psikiyatrik tanı sınıflandırmasına (DSM-4) göre “Anksiyete Bozuklukları” içinde yeralmaktadır.Hastalığın temel özelliği; obsesyon ve kompulsiyonlardır. Obsesyonlar; tekrarlayıcı ve zorlayıcı düşünceler, duygu, dürtü ve imgelerdir. Kompulsiyonlar ise; tekrarlayıcı obsesyonların yarattığı anksiyeteyi gidermek olan davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Obsesyonlar kişide gerginlik ortaya çıkarırken kompulsiyonlar bu olumsuz duyguların azalmasını sağlar.
 
Demografik Özellikler
Obesesif kompulsif bozukluğun toplumda görülme sıklığı yaklaşık % 2-3 tür.Yani kabaca her 40 kişiden birisinde görülebilmektedir.ABD’de yapılan çalışmalarda bu bozukluğun toplumda sanılanın aksine oldukça yüksek sıklıkta olduğu saptanmıştır. Bu hastalığa sahip olan kişilerin damgalanma korkusu nedeniyle hastalıklarını gizlemeleri, çoğu zaman ruh sağlığı uzmanı olmayan hekimlere başvurulması ve ruh sağlığı uzmanlarının da bu hastalığı teşhis etmesindeki yetersizlikler çok uzun yıllar bu bozukluğun yeterince saptanamamasında etkili faktörler olarak görülmektedir.
Kadın ve erkekte görülme sıklığı birbirine yakın olan hastalığın, başlama yaşı ortalama 20 civarındadır. Yapılan çalışmalar OKB’lilerin %30-50’sinde belirtilerin çocukluk çağında başladığını göstermiştir. Hatta 2 yaşında dahi başlayan vakalar olduğu bildirilmektedir. Obsesif hastalar, semptomların içeriğine ilişkin kaygılar nedeniyle (dinsel,cinsel) yanlış anlaşılacakları ya da damgalanacakları korkusu ile şikayetleri için çok uzun süre yardım aramazlar. Hastalığın başlaması ile ilk doktora gidiş arasında geçen zaman yaklaşık 7,5 yıl olarak saptamıştır. Hastalığın ancak uzun yılar sonra doğru şekilde tespit edilebilmesi ve etkin tedavinin gecikmesi kişinin sosyal ve mesleki yaşamına büyük bir yük getirir. Araştırmalar OKB hastalarının çoğunun bekar olduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak hastalığın yılar içinde artma-azalmalarla giden bir seyrinin olması, sosyal ve mesleki performansı etkilemesi, beraberinde kişilerarası sorunları da getirmektedir. Hastaların %26 sının çalışmadığı ve çoğunun sosyal yardım ile geçindiği saptanmıştır. OKB’nin kronik gidişli olması;sosyal ve mesleki yaşamı etkilemesi yanında topluma da çok ciddi bir sosyo-ekonomik maliyet yüklemektedir.1990 yılında ABD’de yapılan bir araştırmada bu bozukluğa sahip bireylerin ekonomik üretkenliğinde azalma ya da kaybın yıllık maliyetinin toplam 5.9 milyar dolar olduğu saptanmıştır.
 
Bozukluğun Nedenleri
Bu bozukluğa sebepleri tam olarak bilinmemektedir.Ancak bunu açıklamaya yönelik bazı varsayımlar mevcuttur.
 
Biyolojik Faktörler: 
Nörotransmitter iki sinir hücresi arasındaki bağlantıyı sağlayan kimyasal bir maddedir.Yapılan çalışmalarda bu kimyasal maddelerden biri olan beyindeki serotonin düzensizliğinin, bu bozukluğun gelişmesinde etkili olduğu gösterilmiştir.Beyin görüntüleme çalışmalarında ise, bu kişilerin beyinlerinin bazı bölgelerinde sağlıklı kişilerden farklı olarak kanlanma ve metabolizma artışı saptanmıştır. Genetik çalışmalar OKB’nin ortaya çıkmasında genetik faktörün de etkili olduğunu ortaya koymuştur.
 
Psikososyal Faktörler:
Davranışçı görüşe göre; obsesyon ve kompusiyonlar model alınarak öğrenilmiş davranışlardır.Bunlar belirli sorunlarla başetmek için geliştirilmiş,koşullanmayla pekişmiş davranış örüntüleridir.Bilişsel yaklaşım ise
Psikoanalitik teoride ise benlik tarafından kabul edilmeyen birtakım dürtüler ,kişide yoğun suçluluk duyguları oluşturur.Eğer bastırma yeterli olmazsa yer değiştirme yoluyla bu suçluluk duyguları bir nesneye yöneltilir. Örneğin,kişi ellerini kirlenmiş olarak kabul eder ve hemen arkasında uzun süre ellerini yıkayarak kirlilik duygusunu gidermeye çelışır. 
 
Klinik özellikler
Hastaların büyük çoğunluğunda hem obsesyon hem de kompulsiyon bulunur.Çok az bir kısmında ise yanlızca obsesyonlar görülür. Obsesif hastaların çoğu,temel şikayetlerini gizledikleri yada tedavi konusunda yeterince bilgiye sahip olmadıkları için hastalığın ikincil sonuçlarıyla ilgili olarak sıklıkla psikiyatrist olmayan hekimlere de başvururlar. 
 
Hastaların sıklıkla başvurduğu branşlar
DERMATOLOJİ Sık yıkanmaktan çatlamış,ülsere olmuş eller,
AİLE HEKİMLİĞİ Aile bireylerinin aşırı yıkanma, sayma, kontrol etme kompülsiyonlarından şikayeti,
DAHİLİYE,İNFEKSİYON HASTALIKLARI AIDS korkusu sık sık test yaptırılması,
NÖROLOJİ Obsesif belirtilerin eşlik ettiği kafa travması,epilepsi,bazal gangilon hastalıkları,
KADIN DOĞUM Aşırı yıkanma sonucu genital organlarda enfeksiyon, sistit,
ÇOCUK HEKİMİ Ebeveyn çocuğun aşırı yıkanma davranışını dile getirebilir.
ÇOCUK KARDİYOLOJİSİ Sydenham Koresi’ne ikincil gelişen obsesif belirtiler,
PLASTİK CERRAHİ Kişinin normal bulmadığı fiziksel özellikleri için sık sık muayene olması,zaman zaman geçirilen gereksiz operasyonlar, 
DİŞ HEKİMİ Aşırı diş fırçalamaya bağlı diş eti lezyonları
Obsesif bozukluk tanısı koyabilmek için kişinin zihninden atamadığı saçma bulduğu takıntılarının,günlük yaşantısını etkileyecek boyutta olması( en az günde 1 saat), sosyal ve mesleki yaşamını bozması gerekmektedir. Hafif düzeyde görülen obsesif ve kompulsif belirtileri hastalık saymamak gerekir. Yapılan çalışmalar sağlıklı insanlarda da hastalara benzer obsesif düşüncelerin çok sık görüldüğünü göstermektedir.Obsesyonlar; benliğe yabancı, yineleyici ve ısrarcı düşünce,dürtü y ada imgeler olarak yaşanır.yaşanır. Bunlar çoğu zaman hasta tarafından saçma ve mantık dışı olarak nitelendirilir.Obsesyonların yarattığı sıkıntı duygusunu gidermek için kişi kompulsif eylemlere başvurur.Bu eylemler kısa bir süre için kişinin huzursuzluğunu ortadan kaldırsa da, obsesif düşüncenin tekrar ortaya çıkması ile bu kompulsif eylemler tekrarlanır.Böylece kişi bir anlamda obsesyon-sıkıntı-kompulsiyon döngüsü içinde yaşamaya başlar.Bu döngü bozukluğun başlamasına ve sürmesine neden olmaktadır. Örneğin mikrop bulaşmasından kaygılanan kişi kirli saydığı kişi ya da yerlere temas ettiğinde yoğun sıkıntı duygusu yaşar.Bu sıkıntıyı gidermek için tekrar tekrar ellerini yakamak ya da kıyafetlerini temizlemek ihtiyacı duyarBu durumda sıkıntısını azaldığımı gören kişi kirlilik obsesyonunu yeniden ortaya çıktığında bu bu temizlik davranışlarını tekrarlarBazen kişiler kendilerini kirlettiklerini düşündükleri durum ya da yerlerden kaçınarak da obsesyonların ortaya çıkardığı sıkıntıdan kurtulmaya çalışırlar.
Hastaların çoğunda birden fazla obsesyon ve kompulsiyon mevcuttur. En yaygın 
görülen obsesyon “bulaşma” obsesyonudur. Bu hastalar kir ve mikrop bulaşmasından kaygı duyarlar. Bulaştığını düşündükleri şeylerden kurtulmak için aşırı yıkanma ve temizlenme davranışı gösterirler.
İkinci sıklıkla görülen “Kuşku” obsesyonudur. Unuttuğunu veye eksik bıraktığını düşündüğü şeylerin kendisine ve yakınlarına zarar vereceği düşüncesini yaşarlarBu kuşkularını gidermek için sıklıkla kontrol etme davranışlarına başvururlar.Örneğin hasta ocağı açık bırakarak yangına sebebiyet vereceği endişesiyle evden dışarı çıkarken uzun süren kontroller yapar.
Üçüncü sıklıkla görülen;düzen obsesyonudur Kişi herşeyi düzgün ve simetrik yapma ihtiyacı duyar,en basit bir işe saatlerini harcayabilir.Örneğin; hasta yatağını tam ve düzgün toplamak için dakikalarını harcar.Örtünün simetrik olmaması, yoğun sıkıntı yaratır. 
Dördüncü sıklıkla;saldırganlık ve cinsel obsesyonlar görülür.Bu obsesyonlar içerikleri itibarıyle kişide yoğun suçluluk yarattıklarından, hastalar düşünce içeriklerini başkalarına açmak konusunda isteksiz davranabilirler.Bu da tedavi için başvuruyu geciktirebilir.
Hastalarda dinsel obsesyonlar da görülmektedir.Kişi bunları Allah tarafından kendine verilen bir ceza olarak algılayabilir.Günahkar olduğu için bu tip kötü düşünceleri yaşadığına inanır.Örneğin;kutsal varlıkların isminin geçtiği durumlarda küfretme isteği duyma.
Ayrıca hastalık obsesyonları(AIDS olma vs...) ve filozofik obsesyonlar(‘gök neden mavi’,’neden iki gözümüz var’) da görülebilir .
 
Komorbidite 
OKB’li hastaların çoğunda aynı zamanda başka bir psikiyatrik rahatsızlık bulunmaktadır. En sık birlikte görülen ruhsal bozukluk; majör depresyondur(%40-70).Hastalar obsesif belirtilerini dile getirmeksizin eşlik eden diğer psikiyatrik bozukluğa yoğunlaşabilirler.
 
OKB’ye eşlik eden diğer psikiyatrik hastalıklar
Major Depresyon
Sosyal Fobi
Panik Bozukluğu
Yeme Bozukluğu
Alkol- madde kötüye kulanımı
Beden-Algı Bozukluğu
Bipolar Bozukluk
Şizofreni
 
Tedavi
OKB,uzun yıllar tedaviye dirençli bir hastalık olarak düşünülmüş ancak son yıllarda psikofarmolojik gelişmeler ve davranışçı bilişsel yöntemlerin başarılı uygulamaları, bu yanlış düşüncenin değişmesine yol açmıştır.
 
Tedavi üç grupta değerlendirilir:
 
1.Farmakoterapi
2.Davranışçı-Kognitif terapi
3.Diğer yöntemler(EKT,Psikoşirürji)
 
1-Farmakoterapi
Diğer anksiyete bozukluklarından farklı olarak,OKB’de plaseboya yanıt oldukça düşüktür(%5).Bu durum hastalığın oluşumunda biyolojik süreçlerin belirleyici olduğunu gösteren önemli kanıtlardan biri sayılmaktadır.Serotonerjik sistem üzerinde etkili olan ilaçlarla tedaviden başarılı sonuçlar alınmaktadır.Diğer sistemleri etkileyen ilaçlar ise tedavide olumlu sonuç vermez.Serotonerjik sistem üzerinde etkili olan ilaçlar(klomipramin,fluoksetin,fluvoksamin vb...) %55-60 oranında iyi yanıt vermektedir.Bu ilaçların tam etkinliğini değerlendirebilmek için yüksek dozda en az 10-12 hafta kullanmak gerekmektedir.Temel olarak depresyon dozunun iki katı dozu tedavide vermek gereklidir.
 
Tedavide kullanılan ilaçlar ve dozları
İlaçlar Doz
Klomipramin 150-300 mg/gün
Fluoksetin 40-60 mg/gün
Fluvoksamin 100-300 mg/gün
Sertralin 100-200 mg/gün
Paroksetin 40-60 mg/gün
Sitalopram 40-60 mg/gün
Essitaopram 20 mg/gün
 
2.Davranışçı-Bilişsel Terapi
Kişinin yanlış ve genelleştirilmiş düşünceleri bilişsel yolla düzeltilmeye çalışılır.
Davranışçı yöntem içinde en etkili olan;’yaşayarak üstüne gitme(in vivo exposure)’
ve ‘cevap engelleme(response prevention)’dir.Hasta bütün belirtilerini hafiften ağıra sıralar ,belirli bir sırada üstüne gitme egzersizleri yapılır
 
3.Diğer yöntemler(EKT,Psikoşirürji)
İntihar riskinin yüksek olduğu obsesif hastalarda elektrokonvülsif tedavi(EKT) uygulanabilir.Değişik tedavilere cevap vermeyen çok dirençli olgularda psikoşirürjik yöntemler de kullanılmaktadır.
Genelde farmakoterapinin davranışçı yöntemlerle birlikte uygulanması daha iyi sonuçlar vermektedir.
 
Sonuç olarak; kronik gidişli, kişinin yaşam kalitesini bozan, kişiler arası ilişkileri olumsuz etkileyen, topluma ciddi sosyo-ekonomik bedeller ödeten önemli bir ruhsal bozukluk olan OKB’nin 1.Basamakta takip ve tedavi edilmesi edilmesi oldukça zordur.Bu semptomlar farkedildiğinde hastaların kapsamlı bir şekilde değerlendirilmek üzere bir ruh sağlığı uzmanına yönlendirilmesi uygun olacaktır. Ayrıca bu sorunları gizleme eğiliminde olan ya da tedavisi konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan hastaların bu konuda bilgilendirilmesi, sorunları için uzman yardımı alması konusunda cesaretlendirilmesi tedaviye önemli bir katkı sağlayacaktır.
 
 
KAYNAKLAR
- Kaplan HI sadıck BJ Obsesive –Compulsıve Disorder in:synopurs of Psychiatry.USA Williams & Williams 609-617, 1998
- Yargura tabias JA, NEZİROĞLU Obsesive-Compulsive disorder SpezetrumAmerikan Psikiyatric pres 3-18,1997
- Karno M Golding J : The epidemiology of obsesive- Compulsive disorder in five US comminuties Arch Gen Psychiatr 45:1094-1099-1998
- Nicolini H, Cruz C Camerana B,at al segregation analysis of obsessive- compulsive and assossiated disorders preliminary results ursus medicus journal 1:25 -28 1998 
- Perlmutter S Leitman S Garvey M at al Therapeutıcplasma exchange and intraveneus immunoglobilin for obsessive –compulsive disorder and tıc disorders in childhood. Lancet 354: 1153,1999
- TABO A. Obsesif-Kompulsif Bozukluk 1 Eksen Komorbiditesi – Uzmanlık tezi 
1997
- Wissbecker KA Baxter L,Schwartz J, et al Linkage analysis of obsessive –compulsive disorder Cytogenetıc Cell Genetıc 51: 1105 ,1989